Sektör Analizi programının bu bölümünde, Nuh Çimento’nun Hereke Tesisleri’nden özel bir yayın gerçekleştirildi. Programda konuşan Nuh Çimento Genel Müdürü Halim Tekkeşin, elektrikli iş makineleri dönüşümünün 2023 itibarıyla sahada net biçimde hızlandığını vurgulayarak, “2030 hedefimiz; uzaktan yönetilen, otonom hareket eden ve tamamen elektrikli bir madencilik sahası oluşturmak” dedi.
Programın, aktif olarak çalışan elektrikli ekskavatörler, loderler ve kamyonların bulunduğu sahada gerçekleştirilmesi, dönüşümün yalnızca bir vizyon değil, günlük operasyonun doğal bir parçası haline geldiğini gösterdi. Yayının açılışında konuşan Mehmet Yılmaz, bu tercihin bilinçli olduğunu belirterek, “Düşük karbon dönüşümü masa başında anlatılacak bir konu değil. Sahada ne oluyorsa onu konuşmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Çalışmaların büyük bir bölümü elektrikli makinelerle gerçekleşiyor
Elektrikli dönüşümün geldiği noktaya ilişkin detayları paylaşan Halim Tekkeşin, ilk adımın ekskavatörlerin elektrikliye çevrilmesiyle atıldığını söyledi. Bugün itibarıyla sahadaki tabloyu net bir şekilde özetleyen Tekkeşin, “Şu anda fabrikamızdaki çalışmanın yüzde 90’ından fazlasını elektrikli makinelerle yapıyoruz. Gelecek yılın sonunda tüm kaya kamyonlarımızın elektrikli olmasını hedefliyoruz” sözlerini kaydetti.
“Her türlü iş makinesini elektrikliye çevirmek gibi bir planımız var”
İşletme sahasında gerçekleşen çalışmaların yalnızca belirli makine gruplarıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Halim Tekkeşin, dönüşümün kapsamını şu sözlerle anlattı:
“Mümkün olan her türlü iş makinesini elektrikliye çevirmek gibi bir planımız var. Lastikli yükleyicilerimiz, forkliftlerimiz, binek araçlarımız, taşıma araçlarımız ve pick-up’larımız dahil olmak üzere tüm mobil ekipmanlarımız bu dönüşümün parçası olacak.”
Mobil ekipman dönüşümünün net sıfır hedefinde belirleyici olduğu vurgulandı
Madencilik faaliyetlerinin ölçeğine dikkat çeken Halim Tekkeşin, yılda 7–8 milyon ton hammadde hareketinin tamamen mobil araçlarla gerçekleştirildiğini belirtti. Bu noktada elektrifikasyonun etkisinden bahseden Tekkeşin, “Eğer mobil ekipmanları elektrikli ve karbon salımı olmayan hale getirirseniz, net sıfır hedefinin çok büyük bir bölümüne tek başına ulaşmış oluyorsunuz. Elimizde 20 yıllık bir kamyon varsa, ona bir 20 yıl daha ömür biçebilir miyiz? Yılda 100 bin dolarlık yakıt yakan bir aracı yakıt kullanmadan çalıştırabilir miyiz? Elektrik bu sorulara bugün en ekonomik cevabı veriyor” diyerek dönüşümün ekonomik boyutuna da dikkat çekti.
Çimento tarafında daha büyük ölçekli karbon projelerinin yürütüldüğü ifade edildi
Elektrikli dönüşümün saha operasyonlarıyla sınırlı olmadığını belirten Halim Tekkeşin, çimento üretimi tarafında da kapsamlı karbon projelerinin devrede olduğunu söyledi. Saha bazında yıllık 5–6 bin ton civarında olan karbon emisyonunun birkaç yıl içinde sıfırlanmasının hedeflendiğini aktaran Tekkeşin, buna karşılık üretim kaynaklı 3,5 milyon tonluk daha büyük bir alan için ayrı projeler üzerinde çalışıldığını ifade etti.
“2030’da burayı tamamen dijital bir madencilik sahasına dönüştürmek istiyoruz”
Halim Tekkeşin, ayrıca 2030 hedefinin yalnızca elektrifikasyonla sınırlı olmadığını vurguladı. Tekkeşin, vizyonu şu sözlerle anlattı: “2030’da burayı tamamen dijital bir madencilik sahasına dönüştürmek istiyoruz. Yapay zeka destekli, otonom hareket eden kamyonlar, ocağa çıkmadan kullanılan ekskavatörler ve tüm süreci yöneten bir akıl sistemi kurmayı hedefliyoruz. Planlama ve harmanlamayı yapay zekanın yönettiği bir yapıya geçmek istiyoruz. Hayal gibi geliyordu ama artık gerçekleşecek” dedi.
Saha verilerinin yıllara yayılan dönüşümle oluştuğu paylaşıldı
ÇİMNAK Şirket Müdürü Ahmet Gitmez, elektrikli iş makinelerine ilişkin performans verilerinin uzun yıllara dayandığını söyledi. 2018’de ilk shovel ekskavatörün kablolu elektrikliye dönüştürüldüğünü, 2021’de 11 ekskavatör dönüşümünün tamamlandığını belirten Gitmez, sonrasında elektrikli kamyon ve loder yatırımlarının devreye alındığını aktardı. Bugün sahada dokuz loder, üç elektrikli kaya kamyonu ve çok sayıda elektrikli ekskavatörün aktif olarak çalıştığını ifade etti.
Rejeneratif sistemlerle enerjinin neredeyse tamamı geri kazanılıyor
Ahmet Gitmez, topografyanın sağladığı avantajlara dikkat çekerek, “Kamyonlarımız yukarı boş bir şekilde çıkıp dolu şekilde aşağı iniyor. Bu sayede harcadığımız enerjinin yüzde 99’unu rejeneratif olarak geri kazanıyoruz. Kamyonların yanında kablolu ekskavatör ve lastikli yükleyicilerde de dizel muadillere kıyasla 5 ila 8 kat arasında tasarruf sağlayabiliyoruz” dedi.



