Alpin Makine: İlklerin öncüsü

Bulyanjulu mine, Acacia Tanzania

Madencilik sektörünün yerli üretcilerinden biri olan Alphin Makine, ürettiği yeraltı makineleri ile Türkiye’deki madenlerin yüzde 80’inde faaliyet gösteriyor. Maden 2018 fuarında ise LHD serisi ve MT 100 ürünleri ile katılan firmanın ürünlerini Alpin Makine Yurtdışı Satış Pazarlama ve İhracat Müdürü Beris Kurtulan ile konuştuk.

Sektöre 2008 yılında adım atan Alpin Makine, yerli mini yükleyici ve ataşmanları üretiyor. uzman bir teknik ekine sahip olduklarını belirten Alpin Makine Yurtdışı Satış Pazarlama ve İhracat Müdürü Beris Kurtulan, Alpin Makine’nin Türkiye’de ilkleri üretmeye başladığını ifade etti. Tükiye’nin ilk yerli mini yükleyici, ilk yerli asfalt-beton kesici trencher, ilk ve patenti Alpin’e ait mini yeraltı kamyonu, ilk yeraltı ilkyardım ve tahlisiye aracı gibi bir çok ilke imza atan Alpin, maden sektörünün yanında inşaat, tarım, hayvancılık gibi bir çok sektörde faaliyet gösteriyor. Mini yükleyici ve ataşmanları üretimindeki başarısıyla dikkatleri üstüne çeken Alpin Makine, buradan kazandığı tecrübelerini yeraltı madenleri üretimi için kullanan firma, bu sayede maden sektörüne girerek yeraltı maden firmalarının ihtiyaçları doğrultusunda maden serisi araçlarını; yükleyici, taşıyıcı ve delici üretmeye başlamış. 2019 yılı itibari ile Türkiye’deki madenlerin yüzde 80’inde ürünleri kullanılan firmanın 300’ün üzerinde yeraltında çalışan makinesi bulunuyor. Yurtiçinde gösterdiği başarıyı yurtdışında da gösterebilmek ve dünya pazarında da göstermek isteyen firma, bu konuda da çalışmalar yapıyor.

“Basit, dayanaklı, yüksek performanslı”

Alpin’nin yükleyici, taşıyıcı ve delici ürünleri ile ilgili bilgi veren Beris Kurtulan, “Ürünlerimiz yükleyici, taşıyıcı ve delici olarak ayrılıyor. Tüm ürünlerimiz ortak bir prensipte tasarlanıp Basit, dayanıklı, yüksek performans ve minimum arıza ile çalışacak şekilde üretiliyor” dedi. Joystik kumanda kontrol sayesinde makinelerin kullanımının basit olduğunu vurgulayan Kurtulan, “Minimum sürelerde müdahale etmek için parçaların yerleşimi en ergonomik şekilde tasarlanmış, hidrolik pompaları ve motoru sayesinde performansı yüksek, elektronik parça kullanılmaması sebebiyle zor koşullarda rahatça sorunsuz çalışabilen makinelerdir” ifadelerini kullandı. Alpin Makine’nin patentli olan taşıyıcı kamyonları 4 ton kapasiteli olup, yüklü devamlı olarak 17° eğimde çalışabilen, 4×4 ve noktasal dönüş (skid steer) özelliğine sahip ve dizel motorlu FOPS/ ROPS sertifikalı olan kamyonlar, Hızı, yük taşıma kapasitesi ve performansı ile ekonomik ve verimli yük taşıma şekli olarak ön plana çıkıyor.

LHD Serisi Yeraltı Yükleyicileri
1.2 ve 3.5 ton kapasiteli dizel motorlu, belden kırmalı olan yükleyiciler, yan olarak yerleştirilen operatör koltuğu, ileri ve geriye doğru sürüşte en iyi görüşü sağlıyor. Taşıyıcı kamyonlar gibi FOPS/ ROPS sertifikalı olan LHD serisi, özellikle dar ve alçak tavanlı olan için tasarlanmış. Alpin’in kaya delici ürünleri ise yeraltı maden işletmelerinin ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanmış, verimliliği arttırıp maliyeti düşürerek patlayıcı ve sondaj delikleri açmadaki çözümleri ile dikkat çekiyor. 32mm’den 42mm çapına kadar, 1.8metre derinliğe kadar delik açabilen kaya deliciler, zamandan ve enerjiden tasarruf sağlıyor

Alpin Makine’nin Maden 2018 fuarında yeraltı yükleyicisi LHD serisi ve MT 100 ürünlerinileri ile ön plana çıkarması hakkında bilgi veren Beris Kurtulan, “Bu ürünlerin en önemli özellikleri dar galerili yeraltı madenlerinde çalışabilmeleri. Günümüzde maliyetleri düşürmek için maden galerileri minimum ebatlarda açılıyor ve cevhere en hızlı ulaşabilecek, yeryüzüne en hızlı çıkarabilecek yollar aranıyor. Bu sebeple galeri ebatları yükseklik 2,5 metre, genişlik 2,5 metre ebatlarına kadar küçültüldü ve galeri içerisindeki eğimler daha dikleşti. Dar alan, yüksek eğimli yollar ve yeraltı koşulları; toz, nem, su, çamur vb. dikkate alındığında araçlar için oldukça zor koşullar olduğunu anlayabilirsiniz. Ürünlerimizi tasarlarken tüm bu olumsuzlukları dikkate aldık” dedi.

Ürünlerin avantajları
Makinelerin elektronik parça içermeyen araçlar olduğundan yeraltının zorlu koşullarından minimum düzeyde etkilendiğine dikkat çeken Kurtulan, “Buna bağlı elektronik arızalar ile karşılaşılmıyor. Mekanik arızaları çözümlemek ise oldukça kolay, hızlı ve basit oluyor.

Ayrıca bakım ve servis masrafları oldukça düşük. Tasarımdaki parçaların konumlandırılması da bakımın veya tamiratların oldukça hızlı olmasını, işçilik maliyetlerinin düşük olmasını sağlıyor” şeklinde belirtti. Genellikle LHD ve MT serisini set olarak sunduklarını ifade eden Kurtulan, “LHD ile maden içerisinde hızlıca yükleme yapıp MT taşıyıcı kamyon ile yeryüzüne çıkartılıyor. Performans açısından bir örnek vermek gerekirse; normal şartlarda LHD veya diğer yükleyiciler ile 1-1,5 tonluk cevher yükleme ve yeryüzüne çıkarma işlemi yaklaşık 20-25 dakika sürer iken patenti firmamıza ait olan ve en ekonomik yük taşıma aracı olarak tasarlanan MT100 Mini Taşıyıcı modelimiz ile 7 dakika gibi bir sürede 4 ton taşıyarak işletme maliyetlerini düşürerek verimliliği arttırdık” dedi.

Satış sonrası hizmetler

Yedek parça tedarik ve satış sonrası serviste oldukça kuvvetli olduklarının altını çizen Kurtulan, “Bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özelliğimiz hızımız, ve servis-teknik destek kabiliyetimiz diyebilirim. Türkiye’nin neresinde olursa olsun 24 saatte servis ulaştırma garantisi ediyoruz. Parça tedariği ise genellikle stokta olduğundan gün içerisinde, eğer üretmemiz yada getirtmemiz gerekecek ise 1-2 içerisinde gönderebiliyoruz. Siparişlerde ise termin tarihlerimiz yine kısadır. En geç 2 hafta içerisinde yükleme yapıyoruz” şeklinde ifade etti.

“En aktif çalışan sektör madencilik”
Dünyadaki ve Türkiye’deki madencilik sektörleri arasında pek fazla fark yok olmadığını ifade eden Kurtulan, “Türkiyede olduğu gibi tüm dünyada da madencilik sektörü şuanda en aktif çalışan sektör. Günümüzde maliyetlerini azaltarak en verimli şekilde çalışmak ve bunu hızlı yapabilmek başarıyı getiriyor. Önemli olan bunu sağlamak. Yurtdışında hangi fuara katılsak, yada kiminle görüşsek herkes hemen hemen aynı şeyleri söylüyor. Madeni hızlıca yeryüzüne çıkartmak için teknolojiyiden en yüksek derecede faydalanmak istiyorlar. Biz maden sektöründe Türkiye, Güney Afrika ve Peru ile yogun şekilde çalışıyoruz. Burada madenlerin konumları haricinde çok fazla bir fark yok” ifadelerini kullandı. Alpin Makine olarak koşullara uyum sağlayarak çözümler sunduklarını vurgulayan Kurtulan, “Bu da bizi tercih etmelerine neden oluyor. Örneğin Peru’daki madenler deniz seviyesinden 4 bin 500-5 bin metre yüksekte dağlarda bulunuyor. Bu seviyede oksijen seviyesi oldukça düşük olduğundan dizel motorlu araçları kullanamıyor yada kullansalar bile düzgün performans alamadıklarından şikayetçi idiler. Gerekli iyileştirmeleri yaparak sunduğumuz çözümler sayesinde kısa sürede sorunu çözümledik” şeklinde belirtti. 2019 yılı hedefleri hakkında da bilgi veren Kurtulan, “2019 yılında hedefimiz ihracat rakamlarımızı geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top