Esan: “Sürdürülebilir madencilik anlayışı ile salgın sürecini iyi yönettik”

Endüstriyel minerallerden metalik madenlere geniş bir portföyle dünyaya hizmet veren, madencilik sektörünün köklü kuruluşlarından Esan’ın CEO’su Serpil Demirel ile pandemi sürecini, yaklaşımlarını ve alınan önlemleri konuştuk.

Bildiğiniz gibi COVİD-19 salgını tüm sektörlerde olduğu gibi madencilik sektörünü de etkiledi. Birçok maden firması Covid-19 salgını boyunca sahalarda ve tesislerde önlemler aldı. Esan bu süreçte salgınla mücadele kapsamında ne gibi önlemler aldı? Detaylı olarak anlatır mısınız?

Esan’ın CEO’su Serpil Demirel

Tüm dünyayı etkileyen ve daha önce hiçbirimizin deneyimlemediği bir süreçle karşı karşıyayız. Ancak durum ne kadar beklenmedik ve yeni olsa da, bu süreçte, sürdürülebilir madencilik çatısında ele aldığımız iş yapma biçimlerimizi belirleyen yaklaşımlarımız bizim en büyük gücümüz oldu. İş sağlığı ve güvenliği, iş sürekliliği ve değer odaklı çalışan yaklaşım ve uygulamalarımız sayesinde sürece çok hızlı adapte olabildik. Biz sürecin başından beri çalışmalarımızı “Önce insan önce güvenlik” değerimizin ışığında, çalışanlarımız, aileleri ve toplumun sağlığını korumak şeklinde içten dışa yürütülen ve yayılan çemberler halinde kurguladık. Bu mücadelede 3 ana strateji belirledik: açık ve sık iletişim ile çalışanlarımızla bir bütün halinde mücadele verebilmek, hijyen ve sosyal mesafe çalışmaları ile riski henüz oluşmadan minimize etmek, bilgilendirmeler sayesinde yüksek bir bilinç seviyesine ulaşarak iş dışında da salgınla mücadele eden bir grup olmak. Bu süreçte Kriz Yönetimi, İSG ve İnsan Kaynakları uygulamaları açısından hali hazırda kurulmuş olan sistemlerimiz ve devrede olan uygulamalarımız sayesinde salgının belirsizliğine karşı hızlı aksiyon alabildik. Burada kriz yönetimi çalışmalarımıza çok erken başlamamız da bizim için büyük bir avantaj oldu. 50’den fazla ülkeye ihracat yapan bir kuruluş olarak, salgın Çin’de yayıldığı sırada, dünya çapında yayılımı durumuna karşı hem sağlık önlemleri hem de faaliyetlerimiz için planlamalarımızı ve çalışanlarımız için bilgilendirme çalışmalarını yapmaya başladık. Salgının Avrupa’da yayılımı ve pandemi ilan edilmesinden önce, henüz Türkiye’de ilk vaka tespit edilmeden kademeli olarak önce riskli bölgelere seyahatleri ve bu bölgelerden gelen ziyaretleri durdurduk. Pandemi ilanı ile birlikte de tüm yurt dışı seyahatleri ve yurt içinde toplu taşıma ile yapılan tüm seyahatleri durdurduk. Yurt dışından gelen tüm çalışanlarımızı on dört gün süreyle evden çalışmaya ve izolasyona yönlendirdik. Aynı şekilde riski oluşmadan önlemek adına hastalığın bulaşma riskinin daha yüksek olduğu kalabalık ortamlara girişleri kısıtlamak için kongre, fuar ve büyük toplantılara katılımları iptal ettik. Tüm toplantılarımızı uzaktan erişim araçlarıyla gerçekleştirmeye başladık. Türkiye’de ilk vakanın tespitiyle başlayan süreçte, tüm çalışanlarımızı korumak için aldığımız önlemleri arttırırken, öncelikle kronik hastalıklar, gebelik gibi yüksek risk grubundaki çalışanlarımızı uygunluğuna göre evden çalışmaya ya da idari izne yönlendirdik. Daha sonra mümkün olan pozisyonlarda evden çalışma düzenine geçtik ve tesislerimizde de sosyal mesafeye uygun çalışmak için düzenlemeler yaptık. Bu salgında herkesi koruyabilmek ve hastalığın yayılmasını önlemek için ilk önceliğimiz tüm Esan ailesinin kişisel hijyen ve sosyal mesafede aynı anlayışta hizalanması oldu. Açık ve şeffaf iletişim ile çalışanlarımızla doğru bilgiyi hızlıca paylaşmaya odaklandık. Covid -19 bilinçlendirme eğitimlerimize hiç vakit kaybetişlemmeden başladık. Salgının belirtilerinden korunmak için, yapılması gerekenlere kadar çalışanlarımıza birçok bilgilendirme yaptık. Çalışanlarımızın ailelerini de hazırladığımız broşürlerle bilgilendirmeye devam ettik. Kişisel hijyenimizi ve sosyal mesafemizi korursak birlikte aşarız diyerek, Esan ailesinin her bir bireyinin umutlu kalmasını ve hem kendini hem de takım arkadaşlarını korumanın sorumluluğu ile uyum içinde hareket etmesini hedefledik. Tüm çalışma ortamlarımızda bugüne kadar azami hassasiyet ile sürdürdüğümüz hijyen koşullarını da içinde bulunduğumuz sıra dışı durumun gerekliliklerine göre gözden geçirerek tedbirlerimizi arttırdık. Hijyenle ilgili süreçleri uçtan uca ele alarak klima ve havalandırma sistemlerimizden servislerimize, ofislerimizden laboratuvarlarımıza, ortak alanlardan ekipmanlarımıza her alanda dezenfeksiyon işlemlerini daha da sıklaştırdık. Bu sürecin çok daha etkin yönetilebilmesi için bölgelerimizde hijyen ekipleri oluşturduk. Maske kullanımını tüm çalışanlarımıza, eldiven kullanımını çok fazla kişiyle temas halinde olan kargo dağıtımı, güvenlik ve kantar operasyonlarında görevli çalışanlarımıza zorunlu hale getirdik. Kişisel hijyen için gerekli el dezenfektanı, maske, eldiven gibi malzemeleri çalışanlarımıza ve dezenfeksiyon işlemleri için gerekli malzemeleri de tesislerimize sağladık. Tesislerimize el dezenfektanları yerleştirdik, mümkün olan yerlerde teması azaltmak için sensörlü ürünlerin kullanımına geçtik. Artan eldiven ve maske kullanımından kaynaklı atıkların doğru şekilde bertaraf edilmesi için tıbbi atık kutularını kullanıma aldık. Yemekhanelerde ortak kullanılan ürünler yerine tek kullanımlık ve kişiye özel paketlenmiş ürünlere geçtik, açık servis alanları yerine personel tarafından servis ve kumanya uygulamalarına geçerek teması en az seviyeye indirdik, bulaşma riskini sıfırlamaya odaklandık. Hedef Sıfır Kaza yolculuğumuzda tüm çalışanlarımıza samimiyetle söylediğimiz şekilde, hiçbir şeyin sağlıktan ve yaşamdan daha değerli olmadığını aldığımız her karar ve aksiyonla yineliyoruz. Bu süreçte de, her zaman olduğu gibi iletişimimizin yüksek ve karşılıklı olmasını gözettik. Çalışanlarımızla e-posta, SMS, afiş, kapalı devre yayın sistemi gibi birçok mecradan bilgi paylaşımı yapıyoruz. Her seviyede yöneticilerimizin doğrudan bilgi paylaşımı ve fikir alışverişi yaptığı dijital ya da sosyal mesafe kuralına uygun şekilde ve açık havada düzenlenen toplantılarımızla da tüm çalışanlarımızın önerilerini ve beklentilerini sürekli olarak dinliyor, bütün tedbir ve uygulamalarımızı birlikte geliştiriyoruz. Covid-19 sürecinde kilit tedbirlerden olan sosyal mesafeyi tesise geliş yolculuğundan lojmanlara, çalışma alanlarından sosyal alanlara kadar her yerde gözetiyoruz. Tüm süalanlarımızda yer işaretlemeleriyle de görünür kılarak sosyal mesafeyi düzenledik. Hobi ve spor alanlarımızın kullanımını durdurduk. Yemek saatlerimizi arttırdık, servis sayılarımızı yükselttik, soyunma odalarımız ve lojmanlarımızda yeni alanlar yarattık, böylece ortak kullanım alanlarının kullanım yoğunluğunu %50’ye varan oranlarda azalttık. Daha iyi bir gelecek için birlikte çalışmayı sürdürürken, tüm çalışanlarımızı ve ailelerini korumak için sorumlulukla sosyal mesafeleri her alanda istisnasız koruyoruz.

Sürdürülebilir madencilik anlayışımızda yaşamın devamlılığı için iş sürekliliğini koruyabilmek önemli bir yer tutuyor. Bu anlayışın yaşamasında kilit rol oynayan iş sağlığı ve güvenliği ekiplerimiz ile iş yeri sağlık birimlerimiz, Covid-19 sürecinde de çalışmalarını titizlikle ve proaktif bir yaklaşımla sürdürüyorlar. Hastalık yönetimi kapsamında termal kameralarla ateş ölçümünden, riskli temas takibine kadar uzanan, katı izolasyon prosedürlerinin bulunduğu, çalışanlarımızın 7/24 doktorlara ulaşabildiği ve herhangi bir hastalık belirtisinde servise dahi binmeden değerlendirmeye alınıp doktor kontrolünde hareket ettiği bir sistemimiz mevcut. Tüm çalışanlarımızın bu süreci sağlıkla atlatması için tüm gayretimizle çalışıyoruz. Hedef Sıfır Kaza yolculuğumuzda olduğu gibi Covid-19 sürecinde de, en önemli gücümüzün aldığımız tedbirlerin yanı sıra 40 yılı aşkın yolculuğumuz boyunca geliştirerek devam ettirdiğimiz güvenlik kültürümüz ve bize güvenen, inanan ve bizimle uyum içinde hareket eden çalışanlarımız olduğuna inanıyor, bu süreci sağlıkla atlatmayı diliyoruz.

Esan uzun süredir maden sahalarında dijitalleşme ve otomasyon süreçlerini yürütüyor. Dijitalleşme ve otomasyonu sahalarınızda uygulamanız bu salgın sürecinde size avantaj sağladı mı? Sağladıysa bu avantajlar nelerdir?

Dijital dönüşüm, bizim vizyon hedeflerimize giden yolculuğumuzdaki odaklarımızdan biri olarak çok uzun zamandır ajandamızda olan, eş zamanlı birçok proje yürüttüğümüz ve nihai hedefinde tüm operasyonlarımızın baştan uca dijital olarak izlenebilir, yönetilebilir olmasını hedeflediğimiz bir alan. Bu salgın sürecinde de dijitalleşmenin iş sürekliliğimiz başta olmak üzere bize avantaj sağladığı birçok yer oldu. Seyahatlerin çok elzem olmadıkça sıfırlandığı, çalışanlarımızın bir kısmının izolasyonda kalarak çalışmaya devam ettiği ya da sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu bu dönemde, tüm toplantılarımızı yapmaya devam etmemiz, çalışanlarımızı salgın hakkında düzenli olarak bilgilendirmemiz, beklentilerini anlayarak destek sağlamamızı bu araçlara borçluyuz. Teknik altyapımızın uzaktan çalışmaya hali hazırda uygun olması sayesinde, evden çalışma düzenine geçen, seyahat dönüşlerinde izolasyonda olan veya kronik rahatsızlıkları sebebiyle evden çalışmaya devam eden çok sayıda çalışanımız işlerine aksamadan devam edebildi. Bunun dışında, tesislerimizde de kronik rahatsızlıkları sebebiyle idari izne ayrılan çalışma arkadaşlarımız olduğundan, tesislerimizde iş gücündeki zaruri azalmanın iş sürekliliğimizi etkilememesini de hem çalışmaya devam eden arkadaşlarımızın özverisine hem de dijitalleşme sürecinde hayata geçirdiğimiz projelerimize borçluyuz. Sokağa çıkma yasakları gibi iş gücümüzün işin başında olmasının belirsizleştiği birçok durumda, tesislerimizin sürekli devam etmesi gereken fonksiyonlarında otomasyon sistemleri kurmuş olmanın fark yarattığı bir süreç yaşıyoruz.

Esan bu salgın sürecinden ne gibi dersler çıkardı? Salgından sonraki dönemde salgın boyunca aldığı bazı önlemleri kalıcı hale getirmeyi düşünüyor musunuz?

Bu salgın sürecinin tüm insanlığa aslında ne kadar kırılgan olduğumuzu bir kez daha hatırlattığına inanıyoruz ve işimizi sürdürülebilir yöntemlerle yapmanın önemini daha yaygın şekilde fark ettirdiğini umuyoruz. Bu gibi durumların tekrar yaşanmamasını dilemekle beraber, yaşanması durumunda bu süreçte öğrendiğimiz ve hayata geçirdiğimiz bazı uygulama ve kararlar bize büyük avantaj sağlayacak. Özellikle hastalık ve seyahat yönetimi konularında daha proaktif olmak ve dijitalin gücünü kullanma açısından çok önemli kazanımlar elde ettik. Bir yandan da gelecekte yaşanabilecek benzeri ve daha kötü senaryolar için hazırlıklarımızı yapıyoruz. İklim değişikliği kaynaklı olaylar gibi yaşanması muhtemel senaryoların önüne geçmek adına , sürdürülebilirlik odaklı mevcut çalışmalarımızı nasıl bir üst seviyeye taşıyabileceğimizi düşünüyoruz. Birleşmiş Milletler ’in “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”nı takip eden ve temel değerleri ile uyumlu olarak her koşulda insan, çevre, toplum ve iş sürekliliği dengesini gözeten bir kuruluş olarak, daha iyi bir gelecek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Öngörülmeyene de hazırlıklı olmak yolunda yaptığımız tüm çalışmaların bugün daha da önem kazandığını görüyoruz. Sürdürülebilirlik anlayışımızla, önceliklerimiz ve ilkelerimiz doğrultusunda bu süreçten öğrendiklerimizle yolculuğumuza devam edeceğiz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Son olarak, yine sürdürülebilirlik anlayışımız çerçevesinde içinde yaşadığımız toplumun bir parçası olduğumuzu her zaman aklımızda tutuyor ve topluma karşı sorumluluğumuzu bu dönemde de ihtiyaçlarla hizalıyoruz. Biz Esan ailesi ve içinde yaşadığımız toplumun sağlığı için tüm tedbirleri alırken, komşularımızı ve Covid-19 ile mücadelede özveriyle çabalayan sağlık çalışanlarını da elimizden geldiğince desteklemeye çalışıyoruz. Çalıştığımız bölgelerde yerel otoritelerle işbirliği ve iletişim halinde hijyen malzemesi gibi ihtiyaçlara destek oluyor, sağlık çalışanlarımızın gösterdiği özveri karşısında biz de onlar için bir destek olabilmekten mutluluk duyuyoruz. Bu süreci tedbirler, özveri ve birliktelik ruhumuzla aşacağımıza inanıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top