

Avusturya ile İtalya arasındaki Brenner Base Tunnel projesinde iki ana tünelin kazısı yaklaşık 1.400 metre derinlikte birleştirildi. 64 kilometrelik dev projede İtalya tarafında tünel açma makinaları, Avusturya tarafında ise delme-patlatma yöntemi kullanılırken, son kaya tabakasının kaldırılmasında hidrolik kırıcılarla donatılmış ekskavatörler görev yaptı.
Alpler’in altındaki iki farklı kazı yöntemi Avusturya ve İtalya’yı birbirine bağladı
HABER
SİSTEM SON
Alpler’in önemli geçiş noktalarından Brenner’de yürütülen Brenner Base Tunnel projesi, mevcut demiryolu güzergâhına alternatif oluşturacak yeni bir yer altı ulaşım koridoru inşa ediyor. Avusturya’daki Innsbruck ile İtalya’daki Fortezza arasında uzanan proje, yük ve yolcu taşımacılığında kapasiteyi artırmayı hedefliyor. Yaklaşık 64 kilometrelik uzunluğa ulaşacak sistem, iki ana demiryolu tünelinin yanı sıra bağlantı yapıları, erişim noktaları ve keşif tünellerinden oluşuyor. Alpler’in farklı jeolojik koşulları altında ilerleyen kazı çalışmalarında ise projenin farklı bölümlerine göre çeşitli tünel açma yöntemleri kullanılıyor.
Kazıda iki farklı yöntem tercih edildi
Brenner Base Tunnel’ın Avusturya ve İtalya taraflarında kazı çalışmaları aynı yöntemle yürütülmedi. İtalya’daki H61 Mules 2-3 yapım kesiminde iki ana tünelin kazısında Virginia ve Flavia isimli tünel açma makinaları görev yaptı. TBM’ler, kaya kütlesini keserek ilerlerken ortaya çıkan malzemenin de tünel dışına taşınmasını sağladı.
Avusturya tarafındaki H53 Pfons-Brenner yapım kesiminde ise geleneksel tünel açma yöntemi tercih edildi. Buradaki kazılar delme ve patlatma tekniğiyle ilerletildi. Böylece aynı proje içerisinde, koşullara göre farklı kazı yöntemlerinin kullanılabileceği bir uygulama ortaya çıktı.
İki yöntemin kullanıldığı kazı çalışmaları, sonunda aynı noktada buluştu. İtalya tarafında TBM’lerle ilerleyen kazı cephesi ile Avusturya tarafında delme-patlatma yöntemiyle oluşturulan tüneller, Alpler’in altında birbirine bağlandı.
Son kaya tabakasını ekskavatörler kaldırdı
İki kazı cephesinin birbirine yaklaşmasıyla birlikte çalışmalar son metrelerine ulaştı. Bu aşamada Avusturya tarafındaki doğu ve batı ana tünellerinde son kaya tabakasının kaldırılması için hidrolik kırıcılarla donatılmış ekskavatörler kullanıldı.
Kırıcıların kaya yüzeyindeki son bölümlerde yaptığı çalışmaların ardından iki ana tüneldeki bağlantı yaklaşık bir saatlik zaman aralığında tamamlandı. Son kaya parçalarının kaldırılmasıyla tünelin karşı tarafındaki ışık görülürken, Avusturya ve İtalya taraflarında çalışan ekipler de ilk kez aynı tünel kesiminde bir araya geldi.
Tünellerdeki tarihi bağlantı saat 10.35’te gerçekleşti.
Kazı cepheleri santimetre hassasiyetle buluşturuldu
Yaklaşık 1.400 metre derinlikte iki ayrı kazı cephesinin aynı noktada buluşturulması, yalnızca kazı makinalarının performansına değil, hassas ölçüm çalışmalarına da bağlıydı. Projenin farklı bölümlerinde gelişmiş ölçüm ve haritalama teknolojilerinden yararlanıldı.
Daha önce gerçekleştirilen keşif tünelinin kazısında Avusturya ve İtalya taraflarından ilerleyen ekiplerin buluşmasında sapmanın yalnızca birkaç santimetre olduğu belirtildi. 18 Eylül 2025’te gerçekleşen bu bağlantı, ana tünellerin kazı çalışmalarında da önemli bir referans oluşturdu.
Ana tünellerin bağlantısında ise iki kazı cephesinin konumlandırılmasındaki hassasiyet daha da ileri taşındı. Bu çalışma, uzun mesafeli yer altı kazılarında ölçüm, haritalama ve yönlendirme teknolojilerinin önemini ortaya koydu.
Farklı ekipmanlar aynı kazı sürecinde görev aldı
Brenner Base Tunnel projesinde kazının farklı aşamalarında farklı makine ve ekipmanlar kullanıldı. İtalya tarafında ana kazı çalışmalarını TBM’ler yürütürken, Avusturya tarafında delme-patlatma yöntemiyle ilerleyen ekipler görev aldı. Son bağlantı aşamasında ise hidrolik kırıcı donanımlı ekskavatörler devreye girdi.
Kazı sürecine bunların yanı sıra sondaj ve patlatma ekipmanları, malzeme taşıma sistemleri, ölçüm cihazları ve çeşitli yer altı ekipmanları eşlik etti. Böylece aynı tünel projesinde mekanize kazı ile geleneksel kazı yöntemleri birlikte kullanılmış oldu.
Çalışmalar zorlu jeolojik koşullarda ilerledi
Brenner Base Tunnel’ın kazı çalışmalarında karşılaşılan en önemli unsurlardan biri Alpler’in karmaşık jeolojik yapısı oldu. Tünelin farklı bölümlerinde karşılaşılan kaya yapıları ve zemin koşulları, kazı yöntemlerinin belirlenmesinde etkili oldu.
H53 Pfons-Brenner Proje Müdürü Michael Knapp, tünel çalışmalarında dağın her gün yeni zorluklar ortaya çıkardığını belirterek, PORR ve Marti ortak girişimi ile saha denetim ekiplerinin çalışmalarına dikkat çekti.
H61 Mules Proje Müdürü Alessandro Marottoli ise ana tünellerin bağlantısının proje açısından tarihi bir aşama olduğunu belirterek, Avusturya ve İtalya tarafındaki ekiplerin ortak hedef doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Ana tünellerin kazısı devam ediyor
İki ana tünelin birbirine bağlanması, Brenner Base Tunnel projesindeki tüm kazı çalışmalarının tamamlandığı anlamına gelmiyor. Projenin sonraki aşamasında ana tünellerin Innsbruck yönündeki kazılarının tamamlanması planlanıyor.
Projede görev yapan Wilma ve Olga isimli TBM’ler, iki ana tünelin Innsbruck yönündeki kazı çalışmalarını tamamlamak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla demiryolu tünellerinin tamamının birbirine bağlanması hedefleniyor.
Proje tamamlandığında yük ve yolcu trenlerinin Avusturya ile İtalya arasında Alpler’in altından seyahat etmesi planlanıyor.
Tünelcilikte farklı teknolojileri bir araya getiriyor
Brenner Base Tunnel, yaklaşık 64 kilometrelik ölçeğinin yanı sıra farklı kazı yöntemlerinin aynı projede kullanılmasıyla da dikkat çekiyor. TBM’lerle gerçekleştirilen mekanize kazı, delme-patlatma yöntemi ve hidrolik kırıcılarla yapılan son kaya sökümü, projenin farklı aşamalarında birbirini tamamladı.
Yaklaşık 1.400 metre derinlikte gerçekleştirilen son bağlantı ise uzun mesafeli yer altı projelerinde kazı yönteminin yanı sıra hassas ölçüm, jeolojik analiz ve makine seçiminin de projenin başarısında belirleyici olduğunu gösterdi.
111



