Güvenli bir maden ocağı nasıl olmalı?

16 Kasım 2018 Cuma - 10:15
Kategori: Röportaj

PAYLAŞ

Güvenli bir maden ocağı nasıl olmalı?
Güvenli bir maden ocağı nasıl olmalı?

 

Dünyanın en tehlikeli mesleklerinden biri olan madencilikte iş sağlığı ve güvenliği çok önemli kurallar içeriyor. Özellikle yerin onlarca metre altında yapılan yeraltı madenciliği faaliyetlerinde bu kurallar ve önlemler çok daha kritik ve hayati olabiliyor. Bu bağlamda A sınıfı İş güvenliği Uzmanı Selim Akyıldız ile güvenli madenciliği konuştuk.

Uzmanlar tarafından dünyanın en tehlikeli mesleklerinden birisi olarak gösterilen madencilik sektörünün tüm dünyada yaklaşık 30 milyon çalışanının olduğu tahmin ediliyor. Özellikle yerin onlarca metre altında yapılan yeraltı madencilik faaliyetleri için çok kritik bir öneme sahip olan iş sağlığı ve güvenliği kuralları kamuoyunda çokta tartışılan bir konu olma özelliği taşıyor. Bu bağlamda son 5 yılda çok daha önemsenen bu kuralları A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Selim Akyıldız ile konuştuk. Yıllarca maden işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği üzerine eğitimler veren Akyıldız, Madenciliğin ciddi sermaye ve yatırım istediğinin altını çizdi. Madencilikteki iş güvenliği önlemlerinin diğer sektörlerden çok farklı olduğunu belirten Akyıldız, “Örnek vermek gerekirse bir inşaat şantiyesinde kenarlarda boşluk varsa bunu korkuluklarla kısa bir çalışmanın ardından sorunu çözebiliyorsunuz. Fakat madende böyle bir durum yok. Madende sadece basamak yüksekliklerini azaltmak 6 ay sürüyor. Bu bağlamda madende iş güvenliği gerçekten zor ve maliyetli bir çalışma istiyor" dedi. Özellikle yeraltı madenciliğinin iş sağlığı ve güvenliği açısından çok kritik olduğunu ve küçük sermayelerle yapılamayacağını aktaran Akyıldız,

"Açık işletmelerde ise hem iş güvenliği hem de kontrol açısından daha kolaydır. Bu bağlamda açık işletmelerde ağırlıklı makine gücü ile üretim yapıldığı için güvenlik açısından daha iyi durumdalar diyebiliriz. Fakat yeraltı madenciliğinde kurallar daha katı ve insan gücünün daha yoğunlukta kullanıldığı bir alandır. Bu bağlamda da önlemler daha üst seviyededir" ifadelerini kullandı.

 

"Devlet özendirici ve teşvik edici çalışmalar yapmalı"

Türkiye'deki madencilik sektörünün iş güvenliği açısından yeterli seviyede olmadığını belirten Akyıldız, bunun yanında iş sağlığı ve güvenliği kurallarına çok önem veren ve bunları çok iyi yapan firmalarında olduğunu vurguladı. Özellikle altın madenciliği yapan işletmelerin iş sağlığı ve güvenliğine ciddi yatırımlar yaptığını belirten Akyıldız, maden işletmelerini sadece bir işletme olarak görmemiz gerektiğini ifade etti. Maden işletmelerinin üretim yapılan bölgede çok önemli bir istihdam alanı oluşturduğunun altını çizen Akyıldız, "Bölgede maden işletmesi olduğu için gelişen bir çok il ve ilçemiz var. Bu dünyada da bu şekildedir. Bunun yanında toplumun gelişmesi ve zenginleşmesi için maden üretimine ihtiyaç var. Eğer yeraltı kaynaklarınız varsa mutlaka çıkartılması ve ülkenin ekonomisine katılması gerekiyor. Fakat tabii ki bunu iş güvenliği önlemlerini alarak ve çevreye zarar vermeyerek yapılması lazım" dedi. Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliğinin sadece işverenin üzerine bırakılmaması gerektiğini aktaran Akyıldız, devletin teşvik edici çalışmalar yapmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Ek olarak devletin işletmenin faaliyetlerini sık sık denetlemesine gerektiğini vurgulayan Akyıldız, "Zaten mevzuatta maden işletmelerin de o iş yerindeki faaliyetlerle ilgili sadece o madene özgü sağlık güvenlik dokümanı yapmasını şart koşuyor. Bu doküman o işletmenin iş güvenliği ile ilgili anayasası gibidir. İşveren diyor ki ben bu işletmede faaliyetlerim esnasında organizasyondan tutunda hangi süreçte ne gibi tedbirler alacağınıza kadar talimatları ya da yönergeleri kullanacağınıza, risk değerlendirmesini hangi yöntemle yapacağınıza kadar tüm bunların önerildiği bir ana dokümandır. Tabii ki bunları belirleyebilmek için teknik kadronun incelemesi ve bu doküman doğrultusunda faaliyetlerin kontrollü bir şekilde üretilmesi gerekiyor" şeklinde belirtti.

Bunun yanı sıra işçilerin eğitimlerine de önem verilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Selim Akyıldız, “Burada sadece teorik eğitimden bahsetmiyorum. Pratikte de eğitimlere önem verilmelidir. Sık sık acil durum ve tahliye tatbikatları yapılmalıdır. Çünkü bu tatbikatlar zamanlar işçinin davranışlarına yansıyarak bir davranış şekli haline geliyor. Hem eğitimlerin hem de tatbikatların mesai saatleri içinde yapılması ve işçinin katılımını zorunlu kılınması gerekiyor. Bunun yanında yeraltı madenlerinde tahliye ekibine de özel bir eğitim verilmesi de önemlidir. Çünkü bu ekip acil durumlarda sorumluluk alacak ve işçilerin güvenli bir şekilde dışarı çıkmasını sağlayacaktır" dedi.

 

Güvenli bir madende olması gerekenler

 

Güvenli bir madende olması gerekenler hakkında bilgi veren Selim Akyıldız, "Öncelikle düzgün bir projelendirme yapılmalı ve bu projeye uygun üretim yapılmalıdır. Sonrasında iyi bir iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu yapılmalıdır. Çünkü bu bir gözetim, denetim ve uygulama sürecidir. Bunu işveren yapıyor ve sorumlulukta işverene aittir. Her iş yerinde mutlaka bir iş güvenliği uzmanı görev yapmalıdır. Hatta bazı işletmelerde 2 ya da 3 iş güvenliği uzmanına gerek duyulabiliyor. Bu bağlamda gözetimin sürekli yapılabilmesi için mutlaka destek elemanlara ihtiyaç vardır" şeklinde ifade etti. İş güveniliği uzmanlarının sürekli olarak sahada bulunmasını gerektiğini vurgulayan Akyıldız, "Onun dışında yer altında mutlaka zemin etütleri yapılıp tahkimatın ona göre belirlenmesi gerekiyor. Zemin hareketlerinin sürekli izlenmesi gerekiyor. Gaz ölçümlerinin sürekli yapılması gerekiyor" dedi. Bunların yanına havalandırma sistemlerinin çok önemli olduğunun altını çizen Akyıldız, "Havalandırma sistemleri hem temiz hava sirkülasyonu hem de madeninin içinde var olan gazları kontrol altına almak açısından hayati bir öneme sahiptir. Buna ek olarak özellikle gaz riski büyük olan madenlere gaz sondajlarının atılıp metan gazının degaj edilmesi gerekiyor. Tabii ki tüm bunların yanında risk değerlendirmesi çok önemli. Risk değerlendirmesini bir ekip ile beraber yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

 

Sığınma odalarının önemi

Kamuoyunda çokça tartışılan bir diğer konu olan sığınma odaları hakkında da bilgi veren Akyıldız, "Sığınma odaları, özellikle patlama riskinin olduğu maden işletmelerinde oldukça önemlidir. Fakat tek başına bir çözüm oluşturmazlar. Sığınma odalarının kapasitesi ve yeri sabit olduğu için bir facia anında sadece ona yakın olan personelin hayatını kurtarabilir" dedi. Sığınma odalarının 3 gün boyunca her türlü ihtiyacı karşılayabildiğini belirten Akyıldız, "Fakat kazalar ani gelişen olaylar olduğu için sığınma odasına gidecek zaman bulamama riski ile de karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu noktada sığınma odası bir tedbirdir. Fakat önemli olan orada kazaya sebebiyet verecek olumsuzlukların yaşanmasının önüne geçmektir. Eğer kaza olasılıklarını minimize etmeyi başarabilirsek sığınma odalarına da gerek kalmaz. Sığınma odaları geçici bir çözümdür" İfadelerini kullandı.

 

"Dünyada sertifikasyon sistemi uygulanıyor"

Dünyada madencilikte iş sağlığı ve güvenliğinin en temel noktalarından birinin sertifikasyon olduğunu belirten Akyıldız, "maden sertifikasyon konusunda da oldukça titizler ve bunu çok iyi yapıyorlar. Bu konuda çok nitelikli elemanlar yetiştiriyorlar. Sermaye anlamında da zaten küçük sermaye ile madencilik yapmıyorlar. Madencilik firmaları hep güçlü ve bilindik şirketler tarafından yapılıyor. Tüm bu nedenler kaza riskini azaltıyor" dedi.

 

"Yetkin personel yetiştirilmesi gerekiyor"

Madencilik sektöründe tecrübenin çok önemli olduğunu ve yetkin personel yetiştirmek gerektiğini vurgulayan Akyıldız, "Maden işletmelerinde iş güvenliği için mutlaka teşviklerin verilmesi gerekiyor. Çalışanların maden işletmesinde çalışmaya başlamadan önce bir ya da iki aylık bir eğitimden geçirilmesi ve bundan sonra yeraltına indirilmesi iş kazalarının azalmasında çok etkili olacaktır. Maden işletmelerine özel olarak dünyadaki sisteme benzer sertifikalandırma yapan özel kurumların olması ve bu kurumların işlevi sadece belge değil yetkin personel yetiştirme konusunda sorumlulukları olması gerekiyor" dedi. Özellikle yeraltı madenciliğinde tecrübenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Akyıldız, "Bu bağlamda yeraltı madeninde ilk kez çalışacak personelin çok ciddi bir oryantasyon ve eğitim sürecinden geçmesi gerekiyor. Devlet son düzenlemesi ile yeraltı madenlerinde çalışan personelin çalışma saatlerini haftada 5 gün ve günde 7.5 saat olarak sınırladı. Bu çok doğru bir uygulamadır. Fakat devletin bunu sürekli olarak kontrol etmesi gerekecektir" şeklinde ifade etti. Ülkemizdeki madencilik sektörünün gelişebilmesi için verimliliğe odaklanmak gerektiğini altını çizen Akyıldız, "Bunun da ancak teknolojiyi etkin bir şekilde kullanarak yapabiliriz. Teknolojiyi iyi kullanır ve madenlerimizde otomasyon ve dijitalleşme süreçlerini tamamlayabilirsek madenlerde verimi arttırmanın yanı sıra iş güvenliği konusunda da önemli yol katetmiş oluruz" şeklinde ifade etti.

 

 

Selim Akyıldız kimdir?

1968 Trabzon Of doğumlu olan Selim Akyıldız, İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü mezunudur. 2005 yılından beridir. A sınıfı iş güvenliği uzmanı olarak çeşitli maden işletmelerinde görev alan Akyıldız, aynı zamanda maden işletmelerinde teknik nezaretçi olarak da görev yapan Akyıldız, aynı zamanda Türkiye Madenciler Derneği Denetleme Kurulu Yedek Üyesi ve Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesidir.

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

İLGİLİ HABERLER